iğne oyası

ulkemizden kacirilan tarihi eserler turkiyeden calinan tarihi eserler

TARİHİ ESERLERİMİZ KAÇIRILIYOR
Tarihi eser kaçakçılığı gün geçtikçe artıyor.Tarihi eserlerimizin çoğu kaçırıldı ve kaçırılmaya
da devem ediyor.Tariih eser kaçakçılığı artıyor.Bu artışın sebebi ne olabilir?İşte sizlere acı
gerçekler.
TARİHİ ESER KAÇAKÇILIĞININ SEBEPLERİ
Dünya’da uyuşturu ve silahtan sonra en büyük üçüncü illegal pazarı tariih eser ve antika
kaçakçılığın oluşturduğu belirtiliyor.Yani milyarlarca dolarlık bir pazardan söz ediliyor.Türkiye
tarihi eser kaçakçılığından en büyük zararı gören ülkelerden biri.Tarihi eser kaçakçılığının
artışının sebepleri olarak, “kültür varlığını koruma bilincinin eksikliği, var olan yasaların
caydırıcılıktan uzak olması gibi faktörşler sıralanıyor.
YURT DIŞINA KAÇIRILAN TARİHİ ESERLER
ALMANYA
Boğazköy Sfenksi
Bergama-Zeus Sunağı
Aphrodisias-İhtiyar Balıkçı Heykeli
Konya-Beyhekim Camii Mihrabı
Hacı İbrahim Veli Türbesi
Troya eserleri
RUSYA
Troya eserleri.
AVUSTURYA
Suben sınır kapısında ele geçirilen eserler
Üçlü Hekate Heykeli
ABD
Herakles heykeli,
Kumluca eserleri.
DANİMARKA
Diyarbakır Müzesi Sfenks figürini
Akşehir Seydi Mahmut Hayrani Türbesi’ne ait sanduka
Cizre Ulu Camii kapı tokmağı
Nuru Osmaniye Kütüphanesi Kur-an’ı Kerim yaprakları
İTALYA
İtalya Interpolü’nce ele geçirilen yazıt.
FRANSA
Lidya eserleri.
ALMANYA’YA YA KAÇIRILAN TARİHİ ESERLER
ZEUS TAPINAĞI
Şehrin ana kutsal alanı olan Zeus tapınağının yapılabilmesi için, Anadolu’nun erken evrelerine
ait tabakaların ortadan kaldırılmış olduğu, son kazılarda ortaya çıkmıştır. Tapınak avlusunun
seviyesinde, hemen altında Erken Bronz Çağı II’ye (M.Ö. 2800-2500) tarihlendirilen keramik
parçaları ele geçmiştir. Ortadan kaldırılan tabakaların molozları tapınak alanının tekrar
dolgusu sırasında kullanılmış olmalıdır. Tapınağın yapımına M.S. 2. yüzyılın 2. çeyreğinde
başlanmıştır. Yapımı için gerekli harcamalar, olasılıkla geniş tapınak arazilerinin icara
verilmesiyle sağlanmıştır. Toprağı kiralayanlar uzun yıllar para ödememekte direndiler.
Ancak İmparator Hadrian’ın kararıyla paralar ödenince tapınağın inşaasına başlanabildi.
İmparator ile kent arasında bu konuyla ilgili yazışmalar Aizanoi için o kadar önemliydi ki,
tapınağın ön galerisinin (pronaos) kuzey tarafında özel olarak bu yazıta hazırlanmış olan
yerinde bugün dahi bulunmaktadır. Aynı duvarın dış tarafında da uzun yazıtlar vardır.
Burada, köprünün yazıtından bildiğimiz M. Apuleius Eurykles’ten söz edilmektedir. Yazıt, Eurykles’in
erdemlerinden ve kent için yaptığı işlerden övgü ile bahsetmektedir. Tapınağın yazıtlarının ve
kesme taşlarının üzerinde savaş sahnelerini, atlıları ve atları gösteren çizimler vardır. Bu
çizimler, 13. yüzyılda tapınağın etrafındaki surlarda korunak arayan Çavdarlar’ın
yaşamlarından sahneler göstermektedir. Peristasiste kısa yanların her birinde 8, uzun yanlarda
15’er İon sütunu yer alır. Sütunlarla iç mekanlar (pronaos, cella ve opisthodomos) arasındaki uzaklık,
sütunlar arasındakinden iki defa daha geniştir; böylece burada pseudodipteros planlı bir
tapınak uygulanmış olmaktadır. 53 x 35 m. ölçülerindeki podyum üzerine yapılmış olan
tapınak ile tonozlarla örtülü büyük bir alt yapının birleşimi, Anadolu’daki Roma mimarlık
sanatında pek alışılmamış bir durumdur ve tam bir benzerine rastlanmamıştır. Cella,
opisthodomos ve pronaosu bütünüyle kaplayan alanın altındaki alt yapının daha önceki
araştırmalarda Aizanoi’de Meter Steunene adıyla tapınılan Anadolu’nun Tanrıça Kybele’sinin kült yeri
olduğu düşünülmektedir. Tapınağın kuzeybatı alınlığında orta akroterde bir kadın büstünün
bulunması, tapınağın yalnız tanrıların babası Zeus’a değil, aynı zamanda Tanrıça Kybele’ye de
adanmış olduğunu gösterir. Son araştırmalar ise tapınağın çift tanrıya, hem Zeus hem de
Kybele’ye adanmış olamayacağını ortaya koymuştur. Etki uyandıran alt yapı ise belki de
kehanet yeri veya tapınağın deposu işlevini görüyordu. Kadın büstü biçimli akroter, tapınağın
önünde, buluntu yerine yakın bir yere konmuştur.

DANİMARKA’YA KAÇIRILAN ESERLER
Seydi Mahmut Hayrani Türbesi Sandukası
Seydi Mahmut Hayrani 1268 yılında vefat ettikten sonra onun anısına bir türbe yapılmıştır.
Bu türbede bulunan Seydi Mahmut’un sandukası İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesinde
193 numarada kayıtlıdır. Ceviz ağacından yapılmış, devrinin en güzel sanat eseridir.
Üzerindeki işlemeler devrinin sanat özelliğini yansıtır. 2 metre boyundaki sandukanın
üzerinde dört tane kitabe bulunmaktadır. Bu gün Danimarka’nın Kopenhag şehrindeki David’s
Samling Müzesi’nde sergilenmektedir.
Cizre Ulu Cami Kapı Tokmağı
639 yılında kiliseden camiye çevrilen Cizre Ulu Camii çeşitli dönemlerde yenilenmiştir. 1156
yılında inşa edilen dörtgen minarenin üzerindeki firuze kaplamalar dökülmüş durumdadır.
Yapının kapısı üzerinde, insan ve hayvan motiflerinin bir arada tasvir edildiği kapı tokmakları
Danimarka Kopenhag Müzesi’nde sergilenmektedir. Bu kapı tokmağı tunçtan olmakla
kalmıyor üzerinde Cizre ejderleri bulunuyor Sfenks ejderler, badem gözlü sivri kulaklı kanatlı
yaratıklara benzetilmiş ve birbirlerinin kanatlarını ısırır şekilde yapılmışlardır
Diyarbakır Müzesinden Kaçırılan Sfenks Figürini
Diyarbakır Müzesi’nden çalınan sfenks figürininin envanterlerine 1978 tarihinde geçtiğine
dikkatimizi çekmişlerdir. Diyarbakır müzesi Raporlarında sfenksin çalıntı tarihi 1979 Aralık
Ayı olarak bildirilmiştir. Ancak, 1958 yılında Müze envanterlerine kaydedilen sfenksin, 1964
yılında Prof. Dr. Şerare Yetkin, 1965 yılında Dr.Eva Baer, 1968 yılında Prof.Dr. Nejat
Diyarbekirli, 1978 yılında Prof.Dr. Ülker Erginsoy ve daha birkaç kişi tarafından
yayımlanmıştır. Ayrıca fotoğraflarından yapılan incelemede Koleksiyon’daki Sfenks’in
Diyarbakır Müzesi’nden çalınan sfenks olduğuna hiç şüphe bulunmamaktadır. Bu nedenle
Diyarbakır Müzesi kayıtlarından sfenksin çalıntı tarihinin yeniden incelenmesi gerekmektedir.
İstanbul Nuru Osmaniye Kütüphanesi Kuran Yaprakları
11 ekim 2001 tarihinde yapılan David’s Samlind Müzesi toplantısında Sfenks figürininden
ayrı olarak İstanbul Nur-u Osmaniye Yazma yaprakları bulunmuştur. Müzenin 27 envanter
numarasına kayıtlı el yazma Kur’an-ı Kerim’e ait 1001 yılında Sothbey’s de satışa çıkarılmış
ve Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla satışı durdurulmuştur. Eserler Kütüphanesi kuran

AVUSTURYA’YA KAÇIRILAN ESERLER
Avusturya’nın Doretheum kentinde 1997 yılında müzayedede satışa sunulan Üçlü Hekate
Heykeli’nin,Adana’nın Ceyhan ilçesinde bulunan Sirkeli Höyükten çalındığı yönündeki
Büyükelçilik ihbarı üzerine yapılan çalışmalar sonucu heykelin satışı durduruldu.
Eserin Türkiye’den kaçırıldığının ispatlanması ve iadesinin sağlanması için Ankara Anadolu
Medeniyetleri ve Adana müzeleri ile Ankara Üniversitesi’nden konuya ilişkin alınan
rapor,Viyana Kültür Müşavirliği aracılığı ile Avusturya makamlarına iletildi.Eserin geri
alınması için açılan dava devam ediyor.
Avusturya’nın Suben Sınır Kapısı’nda 1999 yılında ele geçirilen eserleri yerinde incelemek
üzere İstanbul Arkeoloji Müzeleri ile Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nden 2 uzman
Avusturya’da görevlendirildi.
Uzmanların hazırladığı rapora göre,eserlerin çoğunluğunun Anadolu kökenli olduğu
anlaşıldı.İadeyle ilişkin belgeler,Adalet Bakanlığı’nca Avusturya makamlarına iletildi.Kültür
Müşaviri Meral ÇERÇİ,taptığı araştırmada,Hekate Heykeli’nin 46 cm. boyunda
olduğunu,heykelin kaidesi üzerinde bulunan üç satırlık yazıtın ilk satırında verilen 164.yıl
sayısına göre bu eserin M.Ö.67 yılında başlayan Mopsuhesta(Misis)antik kenti yerel takvimine
göre M.S.97 yılına tarihlendiğini saptadığını söyledi.

İNGİLTERE’YE KAÇIRILAN ESERLER
Hacı Bayram Veli Şamdanı
Hacı Bayram Velî’nin vefatından sonra, bronz üzerine gümüş işlemeli bir şamdan yaptırarak,
üzerine de kitâbesini kazıtarak Hacı Bayram Türbesine vakfetmiştir. ‘’Söz konusu şamdan 28
Nisan 1994 tarihinde Londra’da Sotheby’s Müzayede evinde bir milyon Sterlin, o tarihlerde
10–11 milyar TL, fiyatla açık arttırmaya çıkarılmıştır.

ALMANYA’YA KAÇIRILAN TRUVA HAZİNELERİ
Kral Priamos’a ait olduğu söylenen Truva hazineleri 1873 yılında Alman arkeolog Heinrich
Schliemann tarafından Türkiye’den kaçırıldı ve Almanya’ya götürüldü.Eserler başta
Almanlar’ın elindeyken daha sonraları Rusya’ya kaçırıldı.Hazine su anda Moskova’daki
Puşkin müzesinde sergilenmektedir.Bu hazinelerin Ruslar’ın eline nasıl geçtiği bilinmesede
hazineler için Türkiya, Almanya, Rusya ve Yunanistan rekabet içindedir.
Hazine gösterime açıoldığında toplum hazinelere büyük ilgi göstermiş ve müze yetkilerinden
Irana Antonawa bir günde ancak sınırlı sayıda ziyaretçi alabileceklerini söylemiştir.Bunun
yanı sıra hazineler için yapılan ülkeler arası sürtüşemelere de Truva Hazineler’i yasal olarak
bizim malımızdır şeklinde bir açıklama getirmiştir.Ayrıca Truva hazineleri’nin İkinci Dünya
Savaşı tazminatı olatk Almanya’dan alındığı bildirmiştir.
Ayrıca TIME dergisi bu konuyla ilgili geniş içerikli bir yazı yayımladı ve yazıda Schliemann’ın
kazıları Osmanlı Hükümeti’nden izinsiz gerçekleştirdiğini, kazılar sırasında bugün hisarlık
olarak adlandırılan bölgeye büyük ölçüde zarar verdiği ve bölgeden pek çok tarihi eser
kaçırdığı yayınlandı.
Dergide hazinelerin kaçırıldıktan sonraki öyküsü ise şöyle anlatılıyor:
Tarihi eserler Almanya’ya kaçırıldığında 1945 yılına kadar bir hayvanat bahçesinde gizlendi,
daha sonra İkinc Dünya Savaşı patlak verdi ve savaşta Almanya’nın yenilmesi üzerişne
Sovyat Kızılorduları Berlin’e geldi ve eserleri Moskova’ya götürmek istedi.Bunun üzerine
hazine koruyuıcusu Wilhem Unverzagt eserleri sandıklarla Kızılordu’ya verdi.Daha sonraları
hazineler Berlin Hükümetince kayıp ilan edildi.
Almanya hükümeti’nin hazineleri geri alma adına yaptığı çalışmalar sonuşsuz kaldı.Ayrıca
Almanya ile Sovytler Birliği arasında yapılan dostluk anlaşmasında kaçırılan yada kayıp ilan
edilen eserlerin iadesi ile ilgili bir madde bulunmamaktadır.Fakat olaylar sadece bu iki ülke
arasında sürmemekte.Hazinelerin Atina’da sergilenmesine Yunanis’tan adeta can atmakta ve
Türkiye’de hazinelerin ana vatanına gönderilmesi için Kültür Bakanlığı aracılığıyla pek çok
görüşme gerçekleştiriyor.
Öte yandan Truva Antik Kenti’nin milli park haline getirilmesi Türkiye’de halen bir istek iken
Alamnya bu konunun üstüne fazlaca eğiliyor.Ayrıca Rusya’nın çıkardığı yeni yasayla da ele
geçirilen tarihi eserlerin iadesinin söz konusu olamayacağı bildiriliyor ve Almanya’nın bu
konudaki girişimlerine kısaca “hayır” deniyor.

ELMALI SİKKELERİ
M.Ö. V. Yüzyılda Perslerin Yunanistan’ı istila etmelerinden sonra Atina Şehir Devleti’nin
önderliğinde Akdeniz çevresi şehirlerinden oluşan bir birlik kurulmuştu (Atik – Delos Deniz
Birliği). Birliğin bir merkezi ve bir bütçesi vardı. Her ülke kendi bastığı gümüş sikkeden kendi
gücü oranında katkıda bulunuyordu.
984 yılında Antalya’nın Elmalı İlçesi’nde kaçak kazılar sonucu bulunan yüzyılın definesi
Elmalı Sikkeleri o bölgede bulunan bütün şehir devletlerinin paralarını içeriyordu. Yaklaşık
1900 adet sikkenin binden fazlası ise Likya bölgesindeki şehir devletlerinin parası idi ve
içlerinde şimdiye kadar bilinmeyen hanedanların sikkeleri de vardı.
Söz konusu sikkelere yüzyılın definesi denmesinin en önemli nedeni; Yunanlılar Persleri
yendikleri için bir anı parası çıkarmışlardı. Normal olarak o zaman para birimi bir drahmi, en
fazla 4 drahmi iken anma nedeniyle 10 drahmilik para çıkarılmıştı (10 drahmilik para =
Dekadrahmi).
Bu sikkeler çok az sayıda basılmıştı ve 1984 yılına kadar dünyada sadece 13 tanesinin
varlığı bilinmekte idi. Elmalı Definesi’nde ise bunlardan 14 tane bulunmaktaydı.
Elmalı Definesi’nin bulunmasıyla insanlık tarihinin bilinmeyen önemli bir bölümü aydınlanmış
ve dünyada bilinen Dekadrahmi sayısı iki katına çıkmıştır.
Elmalı Sikkelerinin Anadolu’ya Geri Getirilişi
18 Nisan 1984 tarihinde Antalya / Elmalı İlçesi’nin Bayındır Köyü’nde gerçekleştirilen kaçak
kazılar sonucunda yaklaşık 1900 adet gümüş sikke bulunmuştur. Kaçak kazının ihbar
edilmesi sonucunda kazıyı yapanlar ve sikkeleri pazarlamak isteyenler Mali Polis tarafından
takibe alınmışlar ve tutuklanarak çeşitli cezalara çarptırılmışlardır.
Ancak yurtdışına kaçan ve defineyi Avrupa ve ABD.’nde müzayede firmalarına, özel
koleksiyonlara pazarlayan Fuat Üzülmez, Edip Telliağaoğlu ve Nevzat Telliağaoğlu hakkında
gıyabi tutuklama kararı bulunmaktadır. INTERPOL kırmızı Bülteni ile aranan Edip
Telliağaoğlu ayrıca Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır. Fuat Aydıner ise Şubat 1989’da
İstanbul’da tutuklanmıştır.
10 Mart 1988 tarihinde Los Angeles’ta antik sikke müzayedecisi “Numismatic Fine Arts” adlı
şirketin çıkardığı katalogta Elmalı Sikkelerinden 10 adeti yayınlanmıştır. Katalogta sikkeler
“Güney Anadolu’da 1984 yılında bulunmuş” cümlesiyle tanıtılmıştır.
Türk Hükümeti anılan açık artırmaya müdahale ederek, sikkelerin satışını durdurmuştur.
Fima sahibine söz konusu 10 sikkenin ülkemizden kaçırıldığının avukatlarımız aracılığı ile
bildirilmesi üzerine sikkeler herhangi bir bedel ödenmeksizin ve dava yoluna gidilmeksizin
ülkemize iade edilmiştir.
26 Mayıs 1988 tarihinde ise bu kez Zürih’te 3 adet Elmalı Sikkesi “Bank Leu” adlı müzayede
firmasınca satışa çıkarılır. Los Angeles’ta gerçekleştirilen girişimler Zürih’te tekrarlanır ve
sikkelerin iadesi sağlamıştır.
Mayıs 1991 tarihinde yine Zürih’teki bir başka müzayede firması olan “Tkalec”, 3 sikkeyi açık
arttırmaya çıkarınca aynı girişimlerle bunlar da geri alınır.

Bayındır Köyü’nde kaçak kazı ile bulunan sikkelerin yaklaşık 1800 adedinin Amerikalı
İşadamı, Kolleksiyoncu William Koch’un da dahil olduğu OKS Partners Şirketince satın
alındığı saptanmıştır.
Adı geçen koleksiyoncudan sikkelerin iadesi talep edilmiş ancak olumlu bir sonuç
alınamaması üzerine 1989 yılında ABD Massachusetts Eyalet Mahkemesi’nde dava açılmıştır.
Söz konusu davayı ABD’de “Lidya Eseleri” davasını da takip eden Herrick Feinstein
Avukatlık Firması’nın takip etmesi konusunda New York Başkonsolosluğu’nun yetkili
kılınmıştır. Elmalı Sikkelerini iade etmemek için dört ayrı avukatlık firması ile savaş veren
OKS PARTNERS’a karşı sürdürülen her türlü hukuki mücadele başarıyla verilmiştir.
Yasa dışı yollarla yurt dışına kaçırılan toplam 1.900 adet sikkenin 1.661 adedinin davalının
elinde bulunduğu, diğer bölümünün ise davalı veya diğer şahıslar tarafından başka kişilere
satılmış veya hediye edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Elmalı Sikkeleri ile ilgili tüm bilgi ve gelişmelr 16 Şubat 1998 tarihinde yapılan Bakanlar
Kurulu toplantısında görülmüş ve Elmalı Sikkeleri’nin uzlaşma suretiyle geri alınması için
gerekli çalışmaların yapılması konusunda Kültür Bakanlığı’na yetki verilmiştir.
1998 yılı içince yapılan yoğun görüşme ve çalışmalar sonucu Elmalı Sikkeleri’ni elinde
bulunduran taraflara anlaşma noktasına gelinmiş, ve anlaşma 01 Şubat 1999 tarihi itibari ile
tüm taraflarca imzalanmıştır.
Uzlaşma yoluyla sikkelerin geri alınması için davayı adımıza yürüten avukatlık firması
tarafından hazırlanan ve taraflarca imzalanan sözleşmede ülkemizin çıkarları azami düzeyde
korunmuştur.
Yapılan anlaşma sonucunda söz konusu sikkeleri iyi koşullarda ülkemize iade eden
Amerika’lı işadamı William I. Koch’a, bu olumlu davranışı nedeniyle 04 Mart 1998 günü
ABD/Washington Büyükelçiliğimizde düzenlenen bir törenle bir rozet verilmiştir.
Elmalı Sikkeleri 28 Nisan 1999 tarihinde Kültür Bakanı sayın İstemihan TALAY tarafından
ülkemize getirilmek üzere teslim alınmış ve 29 Nisan 1999 tarihinde Ankara’ya getirilmiştir.
Söz konusu Sikkelerin kamuoyuna tanıtılması amacıyla Anadolu Medeniyetleri Müzesinde
düzenlenen törende eser sağladığı katkılardan dolayı Gazeteci-Yazar Özgen ACAR’a,
eserlerimizin getirilişi sırasında sigortalanma işlemini gerçekleştiren Başak Sigortaya Kültür
Bakanı İstemihan TALAY tarafından bir teşekkür plaketi verilmiştir. 1984 yılında ülkemizden
yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılmış olan bu değerli eserlerin yurda getirilmesi için çok
yoğun bir hukuk savaşı verilmiş, sergilenen kararlı tutum ile konunun peşinin bırakılmayacağı
ve ülkemize ait her türlü kültür mirasına mutlak suretle sahip çıkılacağı tüm dünyaya
gösterilmiştir.
Yüzyılın definesi olarak tanımlanan bu sikkelerin, 21. yüzyıla girerken Türkiye’ye
kazandırılmasından insanlık adına onur duymaktayız.

KARUN HAZİNELERİ
Parası, malı, mülkü çok fazla olana “Karun kadar zengin” derler. Kimdir Karun? Ve zenginliği
nereden gelmektedir?
Karun, “Lidya’nın son kralı.” “Anadolu’nun Batı’sında” bir bölge. Güney’i “Karia”, Kuzey’i
“Mysia”, Doğu’su “Frigya”, Batı’sı “Ionia ve Aiolia” bölgeleriyle çevrili olan alan, Antik Çağ’ın
“Lidya’sıdır.”
Lidya İmparatorluğu, parayı icat ederek, insanlık tarihinin önemli buluşlarından birini
gerçekleştirdi.
Bu buluş, İlkçağ dünyasının ekonomik gelişmesini hızlandırdı.
Lidya, İlkçağ’ın en zengin ülkesiydi.
Zenginliğin en önemli nedeni altındı. Tmolos dağlarından çıkan ve Hermes Nehri’ne karışıp,
başkent Sardes’ten geçen Paktalos Deresi’nin yataklarındaki altın.
Karun, Lidya’nın son kralı (Milattan önce 560-540 yılları arasında krallık yaptı).
Güre Köyü, Uşak’a 25 kilometre uzaklıkta. İzmir karayolu üzerinde. İlk soygun 1965’te Güre
yakınlarında oldu.
5 köylü, tünel kazıp, mezara girdi.
Sadece bir tutam saçı kalmış olan prensesin tüm mücevherlerini aldılar.
Ve 65 bin liraya sattılar.
Bir yıl sonra aynı bölgede bir soygun daha oldu
Soyguncular 150 parça altın takı, gümüş kap ve tütsü kabını alıp, gittiler.
160 bin liraya sattılar.
Güre’deki üçüncü soygun ise 1968’de Aktepe’de oldu .
Mezar odasında bu kez altın yoktu.
Soyguncular “duvar resimlerini” ve diğer “tarihi kalıntıları” aldılar.
40 bin liraya sattılar.
Soyguncular yakalandı. Çalınan eserlerden ise haber yoktu.
Bu eserlerden 55 tanesi, 1985’te, ABD’de, Metropolitan Müzesi’nde sergilendi.
Diğer eserler ise aynı müzenin depolarında saklanıyordu.
İşte bu eserlerin adı “Karun Hazineleri.”
Dünyada eşi, benzeri bulunmayan bir hazine.
Türkiye 1987’de, zaman aşımının dolmasına sadece 13 gün kala “Metropolitan Müzesi
aleyhine” dava açtı.
Dava 6 yıl sürdü.
Müze, davayı kaybedeceğini anlayınca 1993’te “Karun Hazineleri”ni Türkiye’ye iade etti.
Ve hazine Uşak’a geri getirildi.

İADE İŞLEMLERİ SÜREN TARİHİ ESERLERİMİZ
ABD’de Herakles Heykeli ve Kumluca Eserleri
Danimarka’da Bronz Sfenks Figürleri,Sandukalar,Cizre Ulu Camii Kapı Tokmağı
İngiltere’de Hacı Bayram Veli Şamdanı
Avusturya’da Üçlü Hekate Heykeli
Fransa’da Lidya Eserleri
İtalya’da Yazıtlar….
İADE İŞLEMLERİ SÜRENLER
Balıkpazarı Açık Hava Müzesi’nden Çalınan Eser
Ağlasun Belediye Deposundan Çalınan Eser
Milas Müzesi Müdürlüğü Bizans Devrine ait Çalınan Sütun Başlığı
Milas Müzesi Müdürlüğü Roma Devrine ait Çalınan Korint Sütun Başlığı
Milas Müzesi Müdürlüğü Beylik Dönemine ait Çalınan Mezar Taşı
İzmir Agora Örenyerinden Çalınan Heykel Başı
İzmir Agora Örenyerinden Çalınan Kül Tablası
Divan Edebiyatı Müzesi Müdürlüğünden Çalınan Kuran-ı Kerim
Sakıp Sabancı Müzesi Müdürlüğü Bahçesinden Süslü Tepelik Kısmı ve Ayakları Çalınan
Çeşme
Samsun İli Alaçam İlçesi Çalınan Çeşmeye Ait Mimari Süsleme
İzmir İli, Bergama Müzesi Müdürlüğüne Kayıtlı Koleksiyoner, A. Ziya Öğütcan’ın
Kolleksiyonundan Çalınan Eserler
Adana Arkeoloji Müzesi Müdürlüğüne Kayıtlı Koleksiyoner Doğan Talu’nun Koleksiyonundan
Çalınan Eserler
Bolu Müzesi Müdürlüğüne Bağlı Koleksiyoner Mustafa Tunca’ya ait Çalınan Eser
İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi Müdürlüğü denetimindeki koleksiyonerlik yapan
mütveffa Varlık Sadıkoğlu’nun Kolleksiyonundan kaybolan 11 adet kültür varlığı
Orhangazi Türbesi Sanduka Örtüsü
Isparta Müze Müdürlüğü bahçesinden çalınan mermer lahit parcası
Muktedir BALLI kolleksiyonundan 2 adet kültür varlığı kaybolmuştur.
Antalya Ili, Side Müzesi Müdürlügü’nden Çalinan Roma Dönemine Ait Kireç Tasindan Kilit
Tasi
Mithars Portresi
Amphora Müzesinden 4 Adet Kültür Varligi Çalinmistir
Antalya Akseki Yeğen Mehmed Paşa İlçe Halk Kütüphanesinden Çalınan El Yazması Eserler
Enver Kılıç Koleksiyonuna ait 2 Adet Eser ‘in eksik olduğu tespit edilmiştir.
Leodikya Antik Kenti içinde bulunan kazı deposundan 9 adet Etütlük eser çalınmıştır
Osmaniye İli, Kadirli İlçe Kaymakamlığı önünden bir adet eser çalınmıştır
Hacıselim Ağa Kütüphanesi’nden çalınan yazma eserler
Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi Kılıç Ali Paşa ve Nafiz Paşa Bölümlerindeki Kayıp 4
adet Kur’an-I Kerim
Yusufağa Yazma Eser Kütüphanesinden Çalınan Arap Harfli Eski Basma Eserler
Yusufağa Yazma Eser Kütüphanesinden Çalınan Yazma Eserler
Yusufağa Yazma Eser Kütüphanesinden Çalınan Arap Harfli Eski Basma Eserler
Ankara, Anadolu Medeniyetleri Müzesi denetiminde koleksiyoncu iken izinbelgesi iptal edilen
Oktay Kural’ın koleksiyonundan 1 adet aplik kaybolmuştur.
Amasya İli, Gümüşhacıköy İlçe Halk Kütüphanesi Müdürlüğü Bahçesinde Bulunan Mermer
Mezar Taşı
Aydın İline bağlı, Nysa Örenyeri Tiyatrosundan çalınan mermer friz parçaları
Aydın İli,Milet Müze Müdürlüğünden 1 adet Ostotek ve 1 adet Balbal Tipinde Mezar Taşı ve
Kültür Varlığı Taklidi Malzemeler Çalınmıştır
Sivas Müzesi Müdürlüğünden 2 adet kültür varlığı çalınmıştır
İ. Ayfer Çakan’ın Sikke Koleksiyonuna ait Çalınan Eserler

GERİ ALINAN ESERLER
ABD’de bulunan bin 676 adet Elmalı sikkesi, 363 adet Lidya eseri, Girlandlı Lahit, Marsyas Heykeli,
Aphrodisias Friz Bloku, Erdek açık hava tiyatrosundan çalınan torso (insan gövdesi heykeli),
Zeugma mozaiğine ait parçalar ve Divriği Ulu Cami ahşap panosunun 1988 ile 2000 yılları
arasında verilen hukuk mücadelesi sonrası iadesi sağlandı.
Türkiye’ye iadesi sağlanan diğer bazı tarihi eserler ve geldiği ülkeler şöyle:
Almanya:
Boğazköy tabletleri ve sfenksleri, Antiochos baş fragmenti, Henkel koleksiyonunda bulunan
eserler, pişmiş toprak heykelciği, mermer kabartma levha, Bremen ve Tutlingen’de ele
geçirilen eserler.
İngiltere:
Osmanlık Tombağı, İzmir Birgi Aydınoğlu Mehmet Bey Camisi’nden çalınan minber kapısı,
Manş Denizi batığındaki eserler,
Heathrow Havaalanı’nda ele geçirilen eserler, bronz Dionysos Heykeli.
ABD:
93 parçadan oluşan Osmanlı giysi koleksiyonu, gemici feneri, Aphrodisias Örenyeri’nden
çalınan Meleager başı, kurşun mühür, Atatürk’ün gümüş sigara tabakası, Nuruosmaniye
Kütüphanesinden çalınan Kur’an-ı Kerim, Oklahoma eserleri.
İtalya:
Bronz vazo.
İsviçre:
Elmalı sikkeleri, İzmir Müze Müdürlüğü bahçesinden çalınan kadın heykeli, Zürich’te ele
geçirilen eserler.
Avusturya:
Mermer kadın başı.
Danimarka:
Konya Beyşehir Eşrefoğlu Camisi’nin giriş kapısı panoları.
Anadolu’ya ait eserlerin iadesini sağlamak için 17 milyon dolar harcama yapıldı.

BASINDAN HABERLER-DEFİNE HABERLERİ
Türkiye’deki Basından Haberler
İstanbul Üniversitesi Arkeoloji bölümü Öğretim Üyesi Yrd Doç Dr Şevki DÖNMEZ,
Türkiye’deki yasadışı tarihi eser piyasasının yıllık 30 ila 50 milyon dolar arasında olduğunu
söylüyor. Son 10 yılda 60 müze ve ören yeri soygunu kayıtlara geçiyor. Ayrıca Kültür
Bakanlığının çeşitli yerlere yolladığı raporda tarihi değeri yüksek 3 bin eserin çalındığı haberi
veriliyor. Yasadışı kazı yapanlar, özellikle altın peşinde olduğundan değersiz gördüğü her
şeye zarar veriyor. Mezar taşlarını kırıp içinde altın arayanlar bile var. Eskişehir’de kaya
anıtlar dinamitle patlatılıyor.Bu olaylar bu kadarla da sınırlı kalmıyor.Yurt dışına bir çok
eserler kaçırılıyor.
New York Metropolitan Müzesi, İtalya’dan yağmalanan tarihi eserleri iade kararı aldı. Bu
karar Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Çünkü Anadolu’dan kaçırılan bir çok tarihi eser,
aralarında Metropolitan Müzesi’nin de bulunduğu, yurtdışındaki bir çok müzede sergileniyor.
Türkiye Bergama Zeus Sunağından, Cizre Ulucami kapı tokmağına kadar bir çok tarihi eseri
geri istiyor.
Türkiye’de arkeolojik çalışmalar her yıl başka bir zenginliği gün yüzüne çıkarıyor. Ama bu
zenginlik her zaman Türkiye’de sergilenemiyor.
Tarihi eserlere 19. yüzyıldan beri hırsızlar dadanmış durumda. Türkiye’den çalıyorlar başka
bir ülkede sergileniyor. işte bir örnek, Ayasofya camii haziresindeki Sultan 2. Selim türbesinin
10 yıl önce çalınan çinileri, bugün Fransız Louvre Müzesi’nde.
Türkiye gibi tarihin beşiği olan İtalya ve Yunanistan da benzer durumla karşı karşıya.
Yüzyılın en büyük tarihi eser kaçakçılığı, İstanbul Paket Posta Merkezi Müdürlüğü’nden
1991’de Avrupa’nın çeşitli kentlerine postayla yapılmış.. Geri dönen iki koliden çıkanlar,
İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmeye başlanacak..
İstanbul–Münih hattında, Cumhuriyet döneminin en büyük tarihî eser kaçakçılığının PTT
üzerinden gönderilen kolilerle gerçekleştirildiği ortaya çıktı. İstanbul Paket Posta Merkezi
Müdürlüğü’nden 1991’de Avrupa’nın çeşitli kentlerine postalanan 91 kolide 150 binin
üzerinde tarihî eser olduğu belirtiliyor.

DEVLET NE YAPIYOR ?
Davalar açıyor.
Vatandaşları bilgilendiriyor.
Hakkını arıyor.
Güvenliği arttırıyor.
Caydırıcı cezalar bulmaya çalışıyor.
SONUÇ
Tarihi eserlerimizin kıymetini bilip, korumalıyız.
Daha bilinçli vatandaşlar olmalıyız.
Müze ve ören yerlerinde daha dikkatli davranmalıyız.
Bu duruma dur denmesi için daha kaç tane eser çalınmalıdır.
Sizce de öyle mi