iğne oyası

turna

Turna

Şans ve görkem simgesi turnalar öteden beri “yabanlığın timsali” olarak nitelendirilmiştir. Ancak yabanlığın yok olmaya ve onlara yakıştırılan şansın tükenmeye yüz tutmasıyla birlikte, bu iri kuşlar artık bilimcilerin ve kendilerine taktıkları adla “turna tutkunları”nın yardımına muhtaç.

Orta Wisconsin’in sulak alanlarına yükseklerden bakan siperimden uzaklardaki uzun bacaklı kuşu görebiliyorum. Kıvrılmış beyaz bir çizgi gibi görünen boynu, zümrüt yeşili otların üzerinde parlak bir soru işaretini andırıyor. Sonra sazların arasından bir kuş daha yükseliyor. Bu genç kuşlar bir buçuk metre boyunda; tüyleri kar beyazı ve uçtukları sırada zarif siyah kanat uçları bir elin parmakları gibi açılıyor. Şimdi sessizler ama göğüs kemikleri içine kıvrılmış uzun soluk borularından her an vahşi, sert ve ürpertici bir vuup sesi yükselebilir.

Eğer açık kahverengi tüyleriyle iyice kamufle olmuş birkaç yavru Amerikan turnasının (Grus americana) sığlıklarda yiyecek aradığı çitle çevrili alan olmasaydı, bunun, sonsuz gökyüzü, usul usul dalgalanan sazlar ve yabani Amerikan turnalarıyla uygarlıktan tamamen uzak bir sahne olduğu söylenebilirdi. Turna uzmanı biyolog Richard Urbanek, fısıldayarak, bu yavruların esaret altında büyütüldüğünü ancak hiç insan sesi duymadıklarını ve turna kostümü giymiş olanlar dışında da hiç insan görmediklerini anlatıyor.

Turna
Grus americana

Bu yavruların bakımı ve beslenmesini, göçmen Amerikan turnalarının yabanıl bir popülasyonunu Kuzey Amerika’nın doğu yarısına yeniden yerleştirmeye yönelik deneysel bir programın parçası olarak, iki ay boyunca, turna kostümü giymiş insanlar üstlendi. Şimdi ise yeniden doğaya bırakılmalarından önce onlara, nesli tükenme tehdidi altındaki kuşlara geleneksel göç rotalarını öğrenmelerinde yardımı amaçlayan Operation Migration (Göç Operasyonu) örgütünün geliştirdiği modern tekniklerle atalarının alışkanlıkları öğretiliyor. Yavrular, çitin yakınlarında uçak pisti gibi uzanan açık bir çayırlık alanda turna kostümlü bir pilotun kullandığı ultralight’ın arkasında uçmak üzere eğitiliyor. Pilotun rehberliğinde bu sığınaktan havalanıp yedi eyalet üzerinden geçecek ve 1900 kilometre güneye, Florida’daki kışlama alanlarına göç edecekler.

Daha önce iki grup benzeri bir yolculuğu gerçekleştirdi ve kendi başlarına geri döndü bile. Ve olasılıkla onlar, 100 yılı aşkın bir süredir ABD’nin doğu toprakları üzerinden kendi başlarına uçan ilk Amerikan turnalarıydı. Doğudaki yeni göçmen popülasyonunda yer alan bireylerin sayısı, üç yıldır ultralight rehberliğinde gerçekleştirilen göçlerin ardından genç turnalar ve yavrular da dahil olmak üzere 36 kuşa ulaştı. Bu girişimin başarısı, dünyanın öte yanında, Rusya’nın kuzey bölgelerinde yaşama geçirilmekte olan daha iddialı bir projeye de esin kaynağı oldu. Uluslararası bir ekip gelecek yıl sonbaharda, esaret altında yetiştirilmiş genç bir ak turna (Grus leucogeranus) sürüsüne geleneksel göç rotalarının bir parçası olan Rusya’dan İran’a göçlerinde –eski göç yollarını anımsatmak amacıyla– ultralight uçaklar yerine, dört ülke üzerinden 5000 kilometreyi aşan zorlu bir güzergâhta süzülecek olan delta kanatlarla rehberlik etmeyi planlıyor.

Turna
Grus leucogeranus

İnsanların rehberliğinde gerçekleştirilen bu göçler, turnaların neslinin tükenmesini önlemek amacıyla canla başla girişilen çabaların son örneklerinden biri.

Turnalar güzellikleri, etkileyici büyüklükleri ve uzun mesafeli uçuşlarından ötürü binlerce yıldır baş tacı ediliyor. Mısır mezarlarında, Rus şarkılarında, Amerikan yerlilerinin totemlerinde, Avustralya yerli danslarında, Yunan ve Roma mitlerinde karşımıza çıkıyorlar. Asya’nın pek çok bölgesinde turnalar mutluluğun, şansın, uzun yaşamın ve barışın simgesi olarak kutsal kabul ediliyor.
Bin güneşten daha parlak olduğu söylenen atom bombasının atılmasının ardından ışınım etkisinde kalan küçük bir kız da, iyileşme umuduyla, kağıttan 1000 turna yapmaya girişmişti. O, hedeflediği sayıya ulaşamadan öldü ama diğer çocuklar onun çabasını sürdürdü. Günümüzde Hiroşima’daki Barış Parkı’nın taş anıtları kağıttan yapılmış milyonlarca minik turnayla süslü.

Amerikan Turnası Cenneti

Turna

Saskatchewan’ın zengin ve bakir sulak alanları, nadir kuş türlerinden Amerikan turnaları için bir konaklama noktası sağlar. Kuzey Amerika’daki kuşların en uzunu olan bu turnaların boyu bir buçuk metreye, kanat açıklığı ise neredeyse iki buçuk metreye varır. Tehlike altındaki türün sağ kalabilmiş sürüleri Kanada’nın kuzey kesiminde ürer ve Texas kıyılarında kışlamak üzere 4.000 kilometrelik yolu aşarak güneye göç eder.

Yumurtalar Dönsün

Turna

Florida’da bir Kanada turnası, embriyoların normal gelişimini sağlamak amacıyla çatlamalarına bir hafta kalmış olan yumurtalarını yumuşak dokunuşlarla yuvarlıyor. Erkek ve dişi turnalar kuluçka döneminde sorumluluğu paylaşarak, gün boyunca birkaç kez nöbet değişimi yaparlar.


İlkbahar Gözcüsü

Turna

İsveç’te göl kıyısındaki bir Avrasya turnasının sırtını kabartarak attığı çığlık ilkbaharın başlangıcını haber verir. En yaygın turna türleri arasında yer alan bu kuşların sayısı 250.000 gibi yüksek bir düzeye ulaşır. Dağılım alanları ise ilkbaharda Avrupa’nın kuzeyinden Sibirya’nın doğusuna kadar, kışın Fas’tan Çin’e kadar uzanır.

Bunu Biliyor muydunuz?

Esaret ortamında doğup büyüyen kuşlara yabanıl olmayı öğretmek hiç de kolay bir iş değil. Amerikan Turnalarını Doğaya Kazandırmak İçin Uluslararası Ekip’in karşı karşıya olduğu güçlük işte böyle bir şey. Süreç daha yumurtaların çatlamasından önce başlıyor. Kuluçkadaki yumurtalara turna bağırışları ve daha sonra kuşların ilk göçlerinde izleyecekleri ultralight uçaklardaki motorların sesleri dinletiliyor. Yumurtadan çıkan yavrular turna kostümüne bürünmüş insanlarla benzeşiyorlar; bu kişiler minik turnaların insan sesine alışmalarına fırsat vermemeye özen gösteriyorlar. Kostümlü araştırmacılar büyüme sürecindeki yavrulara nasıl yiyecek arayacaklarını öğretiyor ve ultralight uçağa alışmalarını sağlıyorlar. Sonbaharın gelmesiyle birlikte küçük kuşlar Wisconsin’deki Necedah Ulusal Yaban Hayatı Sığınağı’ndan Florida’daki Chassahowitzka Ulusal Yaban Hayatı Sığınağı’na ilk göçlerine başlıyorlar. Ultralight uçak ideal bir öncü rolünü oynuyor; çünkü genç uçuculara uyacak şekilde yavaş gidebildiği gibi, turnaların göç sırasında ısı tutmayı ve enerjiden tasarruf etmeyi öğrenmeleriyle birlikte hızını saatte 80 kilometreye kadar çıkarabiliyor. Göçün ilk günlerinde turnalar kısa mesafeler alarak yolculuk ederler, ama güç kazanmaya başlayınca daha uzun süreyle ve mesafeyle uçabilecek hale gelirler. Yetişkin turnaların bir günde 800 kilometre uçabildiği saptanmışsa da, ortalama mesafe 300 kilometredir—ilk kez göçe çıkan bir kuşun alabileceği mesafenin iki ila üç katıdır bu. Turnalar Florida’ya ilk yolculuğu tamamladıktan sonra, ilkbaharda kuzeye dönüş yolculuğunu ve daha sonraki göçleri tek başlarına becerebilecek güce ulaşırlar. Söz konusu programın uygulandığı üç yıldan sonra, şimdi yaban ortamına başarıyla kazandırılmış olan 36 turna var. Programın hedefi ise 2020’de yavrulayan 20 çifti kapsamak üzere 125 göçmen turnayı doğaya kazandırmak.